• Ermet Çevre - Bandırma İlaçlama Peyzaj
  • 0 541 668 46 98

BilgilendirmeHAŞERELER

ALMAN HAMAM BÖCEĞİ (BLATELLA GERMANİCA)

Alman hamam böceği diğer adıyla (kalorifer böceği), diğer hamam böceklerinden farklıdır. Örneğin, diğer hamam böceği türlerinden daha ufaktır. Genellikle boyları 1,5 – 2 cm kadardır. Alman hamam böceği renk olarak kahverengi yapıdadır.Hamam böcekleri içinde en fazla üreyen ve çoğalan alman hamam böceği türüdür. Alman hamam böcekleri, yapı olarak küçük fakat çok aktiftirler.Mesela bir alman hamam böceği bir eve geldiğinde o kadar çok ve hızlı ürerler ki bir yıl sonra sayıları binleri bulabilir. Alman hamam böcekleri, gündüzleri yuvasında dinlenir,geceleri beslenmek için yuvasından çıkıp yiyecek ararlar. Işıkta ve aydınlık alanlarda dolaşmayı sevmezler. Alman hamam böcekleri genel olarak sıcak ve nemli ortamlarda bulunurlar.Alman hamam böcekleri (kalorifer böcekleri), evlerde genellikle mutfaklarda, lavabo altlarında, su boruları kenarlarında, pis su akarlarında, banyoda, tuvaletlerde bolca bulunur. Bu böcekler evlere dış ortamdan ya pis su yollarından ya da alınan bir eşya ile gelir ve yerleşirler.

AMERİKAN HAMAM BÖCEĞİ ( PERİPLANETA AMERİCANA )

Amerikan hamam böceği, ortalama 2-3 cm uzunluğundadır. Kanatlı kırmızımsı kahverenginde en büyük hamam böceği türüdür. Bu hamam böceği türü insanların yediği yemediği her şeyi yiyebilme özelliğine sahiptirler. 15 ay ömürleri vardır. Nemli, sıcak ve pis mekanları severler.Evlerde en çok mutfak ve banyolarda bu haşere türüne daha çok rastlanır. Karanlığı severler.Bu haşere türü çeşitli şekillerde yaşadığımız mekana girebilirler. Bir hamam böceğinin yaşadığımız mekana girmesi yüzlercesinin girmesi anlamındadır. Üreme sürekli devam eder ve kısa bir zaman sonra evimizi istila ederler. Hamam böceğioldukça dirençlidir.Bilinçsizce, gelişigüzel yapılan bir ilaçlama bu böcekleri ortadan kaldırmaya yetmeyebilir. Hamam böceğinin bireysel mücadelesi oldukça zordur. Bireysel mücadele ve satın alınan çeşitli ürünler ile yapılan kısmi mücadele başarılı olmadığı gibi zaman ve ekonomik zarara da yol açar. Aynı zamanda bu süre zarfında üremeleri de artar. Hamam böceği mücadelesinde, uygun ilaç ve yoğun periyodik uygulama gereklidir.

TAHTA KURUSU (HEMİPTERA)

Tahta kurusu türleri, bit ve pirede olduğu gibi kan emerek beslenen böceklerdir. Yapıları oldukça küçük olan tahta kurusu haşeresinin boyu genellikle 5-6 mm yi geçmez.6 ayaklıdır ve baş ucunda flageta denen antenleri vardır.Bu haşere türleri insan, evcil hayvanlar (özellikle de kümes hayvanları), yaban hayvanları gibi birçok hayvan üzerinde barınarak ve kanlarını emerek yaşamlarını sürdürürler.

PİRE (SİPHONAPTERA)

Pireler küçük, kanatsız, kan emen, omurgasızlar grubunda olup eklem bacaklı sınıfı içinde incelenirler. Zoolojide siphoneptera (centocephalides) diye bilinirler. Pirelerin farklı türleri bulunmaktadır. Pireler, beslenmesinde mutlaka kana ihtiyaç duyarlar. Pireler, beslenme alanı olarak geniş bir kitle seçerler. Pire insanda olduğu gibi hayvanlarda ve bitki kozalarında da bulunur. Pirenin boyu çok ufaktır genellikle 2 ile 10 mm arasında değişir. Pire vücudu yanlardan basık yukarıya doğru uzanmaktadır. Pirenin derisi çok serttir ve bölmeler halindedir. Pire çok bedavacı bir haşere olup yaşamı boyunca parazit olarak sürekli başka canlılar üzerinden beslenir.

BİT (PHTHİRAPTERA)

Bitler, insanlar ve hayvanların üzerinden beslenen eklem bacaklı, kanatsız, ufak, yassı vücutlu, kan emen hayvanlardır. Bitlerde vücut yapısı çarpık bir şekildedir. Bitte de diğer haşerelerde olduğu gibi 6 ayak bulunur.Bitlerin birçok çeşitleri var dünya üzerinde 3000 bin üzerinde bit türü bulunur.Türüne göre farklı renklerde olabilirler. Bitlerin en belirgin olanı gri (kül rengi) veya beyaz olanlarıdır. Bitler, en fazla 30 gün kadar yaşarlar. Bitler kan dışında beslenemediği için kısa zaman içinde ölürler. Bitler,beslenemediği zaman en fazla iki gün yaşayabilirler.

KARASİNEK (MUSCA DOMESTİCA)

Karasinekler, uçan haşerelerden olup çift kanatlı hayvanlardır. Karasinekler, kendi türleri içinde yapı olarak diğerlerinden farklı ve büyük olan sineklerdir. Karasineklerin, üzerinde ufak tüyler bulunur.Karasineklerin boyları genellikle 1 cm.’i bulmaz. Karasinekler, gri ve siyah renklerdedir. Karasinek,diğer sineklerden daha büyüktür. Karasinekte çift kanat bulunur ve 6 ayağı vardır.Karasinekler, besinlerine ve gitmek istedikleri yere uçarak giderler. Uzun mesafelere uçabilen böceklerdir.Karasinekler her ortamda bulunurlar. Evimizin içinden, dağ başlarına kadar dünyanın her yerinde bulunurlar.

SİVRİSİNEK (CULEX)

Sivri sinek deyince aklımıza küçük yapılı havada uçuşan böcek gelir. Sivri sinekomurgasız hayvanlar gurubunda yer alıp kanatlı hayvanlar içinde incelenir. Sivrisinek boyut olarak çok küçük canlılardır. Bir sivrisineğin boyu maksimum 1cm’yi zor bulur. Bunların vücutları çelimsiz, karşılıklı 2 çift kanatlı ve toplamda 6 ayağı bulunan hayvanlardır. Sivrisineğin kafası vücuduna oranla küçük olup uç kısmında sivri bir iğnesi mevcuttur. Baş kısmında kendi aralarında iletişimi sağlayan bir çift antenleri bulunur.

YABAN ve BAL ARISI ( APOİDEA )

Arılar yapı olarak kanatlı hayvan olup, kuyruğunda zehirli iğne taşırlar.Tüm arıların 6 ayağı vardır ve başucunda iki anteni bulunur. Tüm iletişimini bu antenler ile yaparlar. Arılar bu antenlerinden belli dalgalar yayarak gönderirler. Cisme çarpan dalgalar geri geldiğinde, arı bu dalgalar sayesinde, besinlerin yerlerini ve yönünü bulur. Arıların birçok çeşidi vardır. Yaban arıları, özellikle eşek arısı denen türü, alerjik reaksiyonlu insanların topluca sokulması durumunda ölümcül olabilmektedir. Kanatlı hayvanlar grubundan olan arılar, yapı itibarı ile farklılıklar göstermektedirler. Arılarıntürlerine göre farklı görevleri vardır. Bal arısı dediğimiz arı türü, özelikle çok eski çağlardan beri insanlar tarafından evcilleştirilerek bal üretiminde kullanılmaktadırlar. Arıların bir faydası da bitkilerin döllenmesinde aktif rol oynarlar. Bir çiçeğe konan arılar, diğer bir çiçeğe poleni taşıyıp o çiçeğin döllenmesine yardımcı olurlar. Ekolojik dengede arının rolü çok büyüktür.

AKREP ( SCORPIONIDEA )

Akrepler, dünyanın her yerinde bulunan eklem bacaklı ve çok zehirli olan bir böcektir.Akrepler geceleri aktiftirler vücutları yüksek sıcaklık ve düşük soğuğa dayaklı haldedir.Akrebin vücudu bölmeli halindedir. Ve kuyruğu kıvrılarak sırtı üstündedir. Kuyruğu üzerinde yakaladığı avına zehir akıtmak için zehirli iğnesi bulunur. Akreplerde 4 çift ayak ve 1 çift yengece benzeyen kıskaçları bulunur. Her ayağın uç kısmı kıskaçlıdır. Akreplerin ayakları üzerinde duyu alıcıları denen organları bulunur. Akrepler bu alıcılar sayesinde, en ufak titreşimleri bile alırlar. Akreplerde göz sayısı türlere göre değişiklik gösterir. Başının üstünde genellikle iki tane gözü vardır. Akreplerde bu gözlerden hariç, başının yan taraflarında yaklaşık 4 çift göz daha bulunur.

KARINCA ( HYMENOPTERA FORMİCİDAE )

Hayvanlar aleminin en ufak canlıları olan karıncaların, on binlerce türü vardır. Karıncalar diğer hayvan guruplarından farklı olarak koloni halinde yaşayan canlılardır. Karıncaların vücutları diğer canlılarda olduğu gibi üç kısımdan oluşur. Baş, göğüs, karın olmak üzere üç kısımdan oluşur.Karıncalarda üç çift olmak üzere toplam altı ayak bulur. Baş kısmında bir çift antenleri bulunan bu böcekler ağız kısmında kesici kıskaçları bulunur. Karıncalar kendilerini yaşadığı ortama bağlı kamufule ederler.Karıncalar, bulunduğu ortamın rengini alırlar.Yani karıcalar türlerine ve yaşadığı ortama bağlı olarak renkleri farklıdır.

GÜMÜŞ BÖCEĞİ ( LEPISMA SACCHARINA)

Gümüş böceğinin boyu 7-10 mm arasındadır. Erginin üst kısmı gümüş renkte pulcuklarla kaplıdır. Yumurtadan yeni çıkmış yavrular beyaz renktedir. Bir dişi gümüş böceği 100 kadar yumurta bırakır, hayat devresi bir yılda tamamlanır, gümüş böcek böceklerinin erginleri 2-3 yıl yaşar. Un fabrikaları ve depoları, kütüphane, ev ve kağıt depolarında sık rastlanan böceklerdir. Gümüş böcekleri nemli sıcak ve loş yerleri severler, şekerli, unlu maddelerle, kağıt ve kağıt ürünleriyle beslenirler.

ÖRÜMCEK (ARACHNIDA)

Örümcekler, Dünya’nın her yerinde yaşayan ve eklem bacaklılar grubunda yer alan böceklerdir. Örümceklerin,10 binlerce türü vardır. Takriben 60-70 bin arası örümcektürünün olduğu sanılmaktadır. Her örümceğin yapı ve büyüklüğü ayrı olsa da genel özellikleri çoğu kez aynıdır. Bütün örümceklerde vücut; baş, göğüs ve gövde olmak üzere üç ayrı kısımdan oluşur. Örümceklerin başucunda iki adet antenleri vardır. Bu antenler hem iletişim amaçlı, hemde besinleri (avları) bulmaya yararlar. Erkek örümceklerde bu organ aynı zamanda ”cinsel organ” olarak ta kullanılmaktadır.Örümceklerde ağız etrafında iki adet kıskaç ve zehir akıtan birde iğnesi vardır.

ÇIYAN (CHİLOPODA)

Çıyanlar, görünüş olarak kırkayaklara benzerler. Çıyanlar, kırkayaklardan farklı olarak çok tehlikeli olup, zehirlidirler. Çıyanlar türlerine bağlı olarak, birkaç milimetre olabildikleri gibi 20 – 30 cm. kadar olanları da vardır. Çıyanlarda, kırkayaklarda olduğu gibi birçok ayak bulunur. Çiyanlar gündüzleri pasif bir şekilde yuvalarında gizlenirken,bunun tam tersi bir şekilde geceleri oldukça aktiftirler. Etçildirler ve yakaladıkları haşereler ile beslenirler. Vücutları üzerinde bulunan ayaklar, aynı zamanda zehirleme organı olarak da bilinir.Çıyanlarla birçok ortamda karşılaşmak mümkündür.

LAĞIM FARESİ (RATTUS NOR VEGİCUS)

Lağım faresi, isminden de anlaşıldığı gibi genellikle pis lağım sularında yaşayan bazende; evlerin bodrumlarında, çatı katlarında, toprak altlarında, çöplüklerde görülebilen büyük bir kemirgen türüdür. Bazı yerlerde ”keme”de denir. Lağım faresi yaklaşık olarak yılda 5-6 defa yavru verir. Her defasında da 6-7 yavru doğurur. Bu farelerin insanı kemirme özelliği vardır. ”İnsan yiyen fare” olarak ta bilinir. Kolera,veba gibi tehlikeli ve ölümcül olabilen hastalıklarında taşıyıcısıdır.

ÇATI FARESİ (RATTUS RATTUS)

Çatı faresi görünüş olarak lağım faresine benzer. Ayakları ucunda sert tırnakları bulunur. Bu tırnakları sayesinde binalara rahatlıkla tırmanırlar.Lağım farelerinden farklı olarak, lağım sularında bulunmayı tercih etmez.

KENE (LXODİDA)

Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler.